Ağaçların Önemi
Hayatımızda ağaçların önemi var.
Çünkü meyve vermesi, temiz hava bırakması, bizim okumamızda yazmamızda kalem, defter sağlaması, etrafımızda rengarenk çiceklerin sarması, kısacası Allahın bize verdiği en güzel nimetlerden biri.
Onları koruyup sevmemiz lazım
Ağaç ve Ormanların Yararları
Yüz ağaca orman diyemeyiz. Çünkü orman dememiz için binlerce, onbinlerce ağaç olmalıdır. Bir evin önünde yirmi ağaç varsa sel gibi felaketlerde o eve hiçbir şey olmaz. Çünkü ağaçlar toprağı kökleriyle tutar. Bazı insanlar piknik yapınca ormanda ateş yakarlar. Ormanda kurumuş otlar olduğu için otlar tutuşur yangın çıkar.
Ormanları yakmamalıyız. Çünkü insanlar ormandaki ağaçların altında dinlenirler. Ağaçlar doğaya verdikleri oksijenle doğayı temiz tutarlar. Tusunamiye karşı insanları korurlar. Ağaçları kesmeyelim. Yaşlı ve hasta olanları keselim ki öteki ağaçlara zarar vermesinler. İmkanımız oldukça yeni ağaçlar dikelim. Küçük çocuklarımıza da ağaç dikmelerini, ağaçların dallarını kırmamalarını, ormanları yakmamalarını söyleyelim. Bizim köyde orman olmadığı için her yıl su basıyor. Ağaçlar ve ormanlar olmasaydı başka köylere şehirlere de su basacaktı.
DOĞA NEFES KADAR DEĞERLİDİR
Burası ağaçların, hayvanların, bitkilerin ve birçok doğal güzelliğin bir arada kaynaştığı kuytu bir köşe. Sanki mimarlar tarafından inşa edilmeye hazırlanmış mükemmel bir proje.
Bu yer insanı stresten, gürültüden ve hayatın karşı konulamayan endişelerinden uzaklaşıp, kişiye huzur veren sessizliği, serin serin esen rüzgârıyla ve berrak suların insanı alıp götürmesiyle ayrı bir dünya. Düşünün bir kere, gecenin zifiri karanlığında yeryüzünü soluk bir aydınlıkla aydınlatan milyonlarca yıldızın ışıltısı kadar güzel ağaçların arasında olmak ve hayal alemine dalmak. Bence insan böyle cennetten bir köşede kendini rüyada zanneder ve hiç uyanmayı istemez.
Kelimelerle anlatılamayacak kadar güzelliği koynunda barındıran bu tabiat köşesini yalnız masallarda ve çizgi filmlerde sanırdım. Köyümün mistik bir çay kıvamındaki bu köşesini görünce çok sevindim; aynı zamanda burayı geç farkettiğim için çok üzüldüm. Burada birkaç saat geçiren en duygusuz insanın bile şair olmaması ve huzur dolu, romantik şiirler yazmaması mümkün değil.
Bu güzellikleri görmek, sevmek yetmez, aynı zamanda korumak gerekir. İlham kaynakları, sevda köşeleri şefkatle korunmalıdır. Onlara sevenlerin ve sevilenlerin gözyaşlarınca önem verilmelidir ki masaldan daha güzel köşeleri gelecek nesiller de görsün.
Akşam olup eve geldiğimde Ahmet Haşim’in şu mısraları beni karşıladı. “Uzak ve mavi bir beldeden cüda kalarak, bu nevf ü hicre müebbet mahkumuz.”






ORMANLARIMIZA VE AĞAÇLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM
